29 Nisan 2013 Pazartesi
ÇOCUK...
Kalbimin kapısını usulca tıklattı çocuk...Açamadım...Çünkü ben bile onu dışarıda bırakmak için kilitlediğim kapının şifresini unutmuştum...Halbuki çocuk her ezberlerimi bozduğumda içimden gülümsemişti bana...Ben buradayım, sende gülümse dercesine....Kanıp ona, atardım kendimi sokaklara...Danslara...Dostlarımın yanına...Cumartesi sabahları, güneş odama dolduğunda yavaşça gerinip, çıkardım yatağımdan...İçime dolan enerji çocuktanmış meğer...O zamanlar anlamadım...Gün gelip, güneş yüzüme vurduğunda bile beni yataktan çıkarmaya yetecek enerjimin olmadığını farkettiğimde, işte o zaman o çocuğu anımsadım...İçimde bir yerlerde bir zamanlar fark etmeden canlı tuttuğum çocuğu...Anlamsız hayallerle yüzümü güldüren, ''yeteneklerini köreltme'', ''dilediğince yaşa'' diyen çocuğu...''Özgürlüğümün diğer adını''...
Hızlı koşardım eskiden...Arkama bakmadan...koşarken savurduklarımı anlamadan...Arkamda bıraktıklarıma aldırmadan...Herşey geldi geçti de, sandım ki ben koşarken çocukta yetişir bana...
Bir gün dönüp baktığımda hemen arkamda gülümser, hadi yeniden neşelen der...Ama küçücük ayaklarıyla yetişemedi bana...Kim bilir hangi anının içinde, hangi acının içinde kayboluverdi...Ve ben duymadım, kulaklarımı kapadım onun çığlığına...
Şimdi Cumartesilerim güneşsiz...Artık kendimi sokaklara atmak yerine eve kapatıyorum...Yeteneklerim kör oldu...Özgürlüğüm....İşte onu ruhumun derinliklerinde bile hissedemiyorum...Üzgünüm çocuğum....Kaybolacağını bilseydim gerilerde, daha yavaş atardım adımlarımı sen hep yanıbaşımda ol diye...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder