16 Aralık 2012 Pazar
İSYAN DEĞİL, İMTİHAN...
Ellerim ısınmıyor sensiz...Hep soğuk, buz gibi...Kaygı diyorlar adına...Ama ben biliyorum...Yok ya ellerin yanımda...Avucumda avucunun sıcaklığı eksik...Ellerimde biliyor...Sen tutsan sımsıkı..Öpsen ellerimi usulca, ısınıverecek bir anda...İsyan etmiyorum...İmtihanmış adı.
"İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.." (Hz. Mevlana)"
Burdan öğrendim...Onca imtihana girdim, şimdiki imtihanım senmişsin...Özlemin, yokluğun...
Ama sorular zor be sevdiceğim....
Soruyor hayat bana...
Üşüyen ellerin ısınır mı?
Özlemin biter mi?
Çok para kazansan yalnızsan eğer harcamaya değer mi?
Aldığın bir giysi ya da ayakkabı seni mutlu eder mi?
Ya anlamlar...
Senle gittiğim yerlere sensiz gitmek ne demek?
Senin kokun olmadan yürümek...
Hastalandığında, canın sıkıldığında, sinirlendiğinde kamyon dolusu, tüm dertlerini sende dindirememek...
Tüm bunlar ne demek?
Biliyorum cevabını...Tüm bunların anlamı anlamsızlık...Hiçlik, yokluk,boşluk...
Yinede kaybetmeyeceğim sınavı...Çünkü biliyorum eş zamanlı oluyoruz imtihanı...
O yüzden, senle gittiğim yerlere sensiz gidersem, yanımdaymışsın gibi hissedeceğim...Ve sen tekrar geri döndüğünde senle gelmek için kalbime not edeceğim...
Hastalandığımda naz yapmayacağım...Yapacağım tüm nazları sana saklayacağım...
Ve ellerim üşüse de sen gelene kadar yoksayacağım...
Çünkü biliyorum...Sen geldiğinde üşüyen ellerim, titreyen içim bir anda ısınıverecek...
Ve biz hep yaptığımız gibi, bu sınavı da beraberce geçeceğiz...
Onca uzaklığa ve zamana rağmen, birbirimize kenetlenmiş yüreklerimizle...
11 Aralık 2012 Salı
GEL TEZKERE!
Yazsam korkar belki gider dedim içime oturan öküz geçtim bilgisayarın başına...
konu malum...Sevdicek gider askere...Mecburi ayrılıklar örneği..Ama neden bana manasız geliyor bu askerlik...Neden diyemiyorum içimden ''ama o vatani görevini yapacak '' diye...Neden o manasız sevimsiz öküz geldi tam gögsümün orta yerine oturdu...Ben davet ettim mi...Yerim var mı?
Peki o öküz sorularımı cevaplayabilir mi?
Sabah uyandığımda içimde oluşan boşluğu doldurabilecek mi?
Her sabah beni arayıp, Günaydın ''prensesim'' diyebilecek mi?
Tavlada her yenildiğimde ''ama kabul et her konuda senden başarılıyım diye espiriler yapacak mı?
Ruhumu ısıtabilecek mi? ya da kokusunu duymak bile içime huzur yerleşmesine sebep olacak mı?
Sen dayan, herşey güzel olacak diyebilecek mi?
Yanımda olması, sadece varlığı bile güçlü olmamın sebebi olacak mı?
DAha yaşadığım her dakikayı, her saniyeyi her saati onsuz bana yaşatacak mı?
Madem yaşatmıcak niye geldi oturdu gögsümün en orta yerine...
SAbretmek...Beklemek...Mecburiyetlerle özlemini gidermeye çalışmak...Zaten onca şeye mecburken ne diye bu mecburiyetler onca sevgiliye..Anneye, babaya, kardeşe....
Şimdi her yol bana uzun..Her kahve soğuk...Her çay şekersiz...Her yemek tuzsuz...Kış daha soğuk...
Ama sevdiceğim şafak sayarken, ben hergün daha katlanmış bir sevgi ve hasretle bekliyeceğim onu...
Gittiğim her yere bir çentik atıcam...Geldiğinde onsuz gittiğim heryeri bu kez onunla anlamlandırmak için...
Ve kendime iyi bakıcam...Mantığın bittiği yerde, askerde o gün bitirirken ben onun için kendime iyi bakıcam...
Yüreğimin en derin köşesinde saklıcam onu....
Kocaman bir sevgiyle ve hasretle...
konu malum...Sevdicek gider askere...Mecburi ayrılıklar örneği..Ama neden bana manasız geliyor bu askerlik...Neden diyemiyorum içimden ''ama o vatani görevini yapacak '' diye...Neden o manasız sevimsiz öküz geldi tam gögsümün orta yerine oturdu...Ben davet ettim mi...Yerim var mı?
Peki o öküz sorularımı cevaplayabilir mi?
Sabah uyandığımda içimde oluşan boşluğu doldurabilecek mi?
Her sabah beni arayıp, Günaydın ''prensesim'' diyebilecek mi?
Tavlada her yenildiğimde ''ama kabul et her konuda senden başarılıyım diye espiriler yapacak mı?
Ruhumu ısıtabilecek mi? ya da kokusunu duymak bile içime huzur yerleşmesine sebep olacak mı?
Sen dayan, herşey güzel olacak diyebilecek mi?
Yanımda olması, sadece varlığı bile güçlü olmamın sebebi olacak mı?
DAha yaşadığım her dakikayı, her saniyeyi her saati onsuz bana yaşatacak mı?
Madem yaşatmıcak niye geldi oturdu gögsümün en orta yerine...
SAbretmek...Beklemek...Mecburiyetlerle özlemini gidermeye çalışmak...Zaten onca şeye mecburken ne diye bu mecburiyetler onca sevgiliye..Anneye, babaya, kardeşe....
Şimdi her yol bana uzun..Her kahve soğuk...Her çay şekersiz...Her yemek tuzsuz...Kış daha soğuk...
Ama sevdiceğim şafak sayarken, ben hergün daha katlanmış bir sevgi ve hasretle bekliyeceğim onu...
Gittiğim her yere bir çentik atıcam...Geldiğinde onsuz gittiğim heryeri bu kez onunla anlamlandırmak için...
Ve kendime iyi bakıcam...Mantığın bittiği yerde, askerde o gün bitirirken ben onun için kendime iyi bakıcam...
Yüreğimin en derin köşesinde saklıcam onu....
Kocaman bir sevgiyle ve hasretle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)