11 Aralık 2012 Salı

GEL TEZKERE!

Yazsam korkar belki gider dedim içime oturan öküz geçtim bilgisayarın başına...
konu malum...Sevdicek gider askere...Mecburi ayrılıklar örneği..Ama neden bana manasız geliyor bu askerlik...Neden diyemiyorum içimden ''ama o vatani görevini yapacak '' diye...Neden o manasız sevimsiz öküz geldi tam gögsümün orta yerine oturdu...Ben davet ettim mi...Yerim var mı?
Peki o öküz sorularımı cevaplayabilir mi?
Sabah uyandığımda içimde oluşan  boşluğu doldurabilecek mi?
Her sabah beni arayıp, Günaydın ''prensesim'' diyebilecek mi?
Tavlada her yenildiğimde ''ama kabul et her konuda senden başarılıyım diye espiriler yapacak mı?
Ruhumu ısıtabilecek mi? ya da kokusunu duymak bile içime huzur yerleşmesine sebep olacak mı?
Sen  dayan, herşey güzel olacak diyebilecek mi?
Yanımda olması, sadece varlığı bile güçlü olmamın sebebi olacak mı?
DAha yaşadığım her dakikayı, her saniyeyi her saati onsuz bana yaşatacak mı?

Madem yaşatmıcak niye geldi oturdu gögsümün en orta yerine...
SAbretmek...Beklemek...Mecburiyetlerle özlemini gidermeye çalışmak...Zaten onca şeye mecburken ne diye  bu mecburiyetler onca sevgiliye..Anneye, babaya, kardeşe....

Şimdi her yol bana uzun..Her kahve soğuk...Her çay şekersiz...Her yemek tuzsuz...Kış daha soğuk...
Ama sevdiceğim şafak sayarken, ben hergün daha katlanmış bir sevgi ve hasretle bekliyeceğim onu...
Gittiğim her yere bir çentik atıcam...Geldiğinde onsuz gittiğim heryeri bu kez onunla anlamlandırmak için...
Ve kendime iyi bakıcam...Mantığın bittiği yerde, askerde o gün bitirirken ben onun için kendime iyi bakıcam...
Yüreğimin en derin köşesinde saklıcam onu....
Kocaman bir sevgiyle ve hasretle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder